Mazars Denge CEO/SUSTAINABILITY AMBASSADOR

Atlar, Faytonlar ve Otobüslere Dair

Adalar, Yazılar - Dr. İzel Levi Coşkun - Haziran 16, 2020

Birden faytonlar kaldırıldı ve atlar aylarca karantina gerekçesiyle hapsedildi. Birçok at hareketsizlikten ve bakımsızlıktan öldü.

Burgazlıyım derim, 3 kuşaktır adaya gidip geldiğimizden değil, rüyalarım hep orada geçtiği için. Benim için yaz ilkbaharın sonuna doğru adaya ayak basıp da iskeleden yürürken fayton parkının bulunduğu yerden gelen ve son derece alışkın olduğum kokuyla başlar. Atlar bizim için dosttur, ailedir. Faytondan indiğimizde biz onların yanına gider, alınlarını, yelelerini, sırtlarını okşar teşekkür ederiz bizi getirdikleri için. Saygı duyarız, onlar bizim için candır.

Atlar için adalarda özel at veterinerleri olsun, herkesin arabacı olmasına izin verilmesin, sınavlar olsun, arabacının kalitesine, temizliğine, psikolojisine önem verilsin, ahırlar devamlı denetlensin, hijyen kuralları olsun, bunlara uymayanların arabacılık yapmasına izin verilmesin, adaya transfer edilen atlar önce sağlık kontrolünden geçirilsin, faytonların aşırı çalıştırılmalarını önlemek için yüklerini ve gittikleri mesafeleri bildiren sensörler koyulsun, bütün bunlar sürekli olarak denetlensin dedim. Sadece ben demedim, başkaları da dedi. Yıllardır dedik durduk. Ne oldu? Birden faytonlar kaldırıldı ve atlar aylarca karantina gerekçesiyle hapsedildi. Birçok at hareketsizlikten ve bakımsızlıktan öldü. Kalanların akıbetiyse tam olarak belli değil. Peki faytonlar ve atların yerine ne geldi? Teknoloji şaheseri elektrikli otobüs ve arabalar. Kimse kusura bakmasın ama başta atların, sonra adaların ve adalıların hak ettiği bu değildir.

Prens Adaları deniz ve karadaki eşsiz tabiatı, geçmişten günümüze kalabilen mimari eserleri ve kozmopolit yapısıyla tüm insanlık için müşterek bir değere sahiptir. Bu yüzden de UNESCO Dünya Mirası’na katılmaya aday bir ilçedir. Siz şimdi bu kültürel çeşitliliğin önemli özelliklerden bir tanesini sonrasının ne olacağını düşünmeden kaldırıyorsunuz. Süreç içinde birçok adalı Sivil Toplum Kuruluşu birleşiyor. Fikir beyan ediyor. Yetkililere ulaşmaya çalışılıyor. Ama alınan cevap hep aynı, artık adada fayton ve at kalmayacak. Peki neden? Zamanında gerekli adımlar atılmadığı ve önlemler alınmadığı için mi? Çarçabuk konu kapansın ve oldu bittiye gelsin diye mi? Cevabı bilmiyorum. Bilen varsa söylesin lütfen. Bütün bu seremoninin sonunda karşı karşıya kaldığımız manzaraysa renkli tasarımlarıyla dikkat çeken otobüs ve arabalar topluluğundan ibaret. Dün okuduğum bir habere göre adalara büyüklü küçüklü toplam 100 küsur araç geliyor ki bunların arasında yanlış duymadınız, otobüs var otobüs. Adeta sözün bittiği yer. Gerçekten inanılır gibi değil. Tabi bütün bunlar gözümüzün önünde olurken, bir Allah’ın kulu da kalkıp biz böyle bir şey yapacağız, adaya otobüs falan getireceğiz siz ne dersiniz, adaların kültürel mirasına uyar mı diye sormuyor. Ne yazık ki bütün bu süreç şeffaf olmadığı gibi ortak akıl ve ortak mutabakata dayandırılmadı.

Ama benim içim hep atlara acıyor. Onlara ne olacağı meçhul ve birçok dostum gibi çok kaygılanıyorum. Bildiğim tek şey ailelerinden ve alışmış oldukları mekanlardan koparılmış canlılar oldukları. Dilleri yok ki söylesinler. Büyükada’da öylece kaderlerini bekliyorlar. Özgürlüklerinden mahrum, geleceklerinden habersiz, yıllarını birlikte geçirdikleri ailelerinden uzak. Benim içimi sızlatan ilk önce budur. Sonrasında içimin acıdığı diğer noktaysa adaların kültürel mirasına karşı olan aleni duyarsızlıktır.

Covid’in bütün insanlığa bir SOS sinyali verdiğine inanıyorum. Bu sinyalden bana göre çıkacak ders insanların başta doğa olmak üzere hiçbir şeye sahip olmadığıdır. Bir tek dünya var ve hepimiz aynı havayı soluyoruz. Bu da dünyada yaşayan bütün varlıkları birbirine bağlıyor. Biz eğer aramızdaki bu bağı hiçe sayarsak, kendi çıkarlarımıza göre doğaya ve birbirimize zarar verirsek aslında kendimize zarar veririz. Bunu önlemek için ne yapmalıyız? Önce karşılıklı sevgi ve saygı çerçevesinde dinlemek, sormak, anlamak, anlaşılmak, empati kurmak gerek. Günü kurtarmak yerine uzun vadeli düşünmek, yerel gerçek ve gerekliliklere önem vermek, yapılan bir işin sosyal ve çevresel etkisini ölçmek gerek.  

Bu yazıda bahsettiğim hem atlar ve faytonlar, hem de otobüslerle ilgili olan uygulamaların hiçbirinde ne yazık ki bu yaklaşımı göremiyorum. Çıkan sonuca gelince, açıkça söyleyeyim. Utanç duyuyorum. Renkli otobüsler içinse şunu ekleyeceğim, umarım geldikleri gibi giderler!

Ben bu kampanyayı imzaladım. Ya siz?

https://www.change.org/p/adalar-belediye-ba%C5%9Fkan%C4%B1-adalarda-otob%C3%BCse-hay%C4%B1r?

Bu yazıyı paylaş

Yorum yok

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.