Mazars Denge CEO/SUSTAINABILITY AMBASSADOR

“AİLE ŞİRKETLERİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK” TAİDER İŞ’TE AİLE DERGİSİNDEKİ RÖPORTAJIM

- Hayriye Ocak - Ocak 9, 2022

TAİDER

İŞ’TE AİLE DERGİSİ

EYLÜL 2021

Aile şirketlerinde sürdürülebilirliğin sağlanması için en temel faktörlerin neler olduğunu düşünüyorsunuz?

Bizim evimizde iş hakkında çok konuşulur. Leon Bey baştan savma yapılan bir şeyi asla kabul etmez. Yapılan her işte kaliteyi sorgular. Sarah Hanım muhasebede 1 kuruş fark olsa, bu hata nereden geliyor diye araştırır, düzeltmeden adım atılmaz. Dürüst olmak, sözünün arkasında durmak, adil davranmak, çocukluğumdan beridir hep kulağımda çınlayan ve şartlar ne olursa olsun uymaya çalıştığım prensiplerdi. Şirkette de iş modelimizin merkezine güvenilir, etik, kaliteli, butik hizmet olmak üzere değerlerimizi yerleştirdik. Bu değerlere kurumsal yönetim ilkeleri çerçevesinde başta çalışanlarımız olmak üzere tüm paydaşlarımızla birlikte sahip çıkmak için elimizden geleni yapıyoruz. Neden bu şirkette çalıştığımın, neden hiç bıkıp usanmadan aynı motivasyonla her gün çabalamaya devam ettiğimin sebebini artık çok daha iyi görebiliyorum. Mazars Denge’yi bugüne taşıyan ve bugünden geleceğe taşıyacağını düşündüğüm değerlere tüm kalbimle inanıyor ve bu şirketin CEO’su olarak şartlar ne olursa olsun bu değerleri korumam gerektiğini biliyorum. Bunlar, beni ben yapan değerlerle birebir örtüşürken aynı zamanda beni bu şirkete hiç kopmamacasına bağlayan değerlerdir. COVID-19 salgını ve sürdürülebilirlik konusunda konuşmak üzere katılımcılarının arasında birçok aile şirketi yöneticisi olan bir webinar’a davet edilmiştim. Orada bana “Kurumsal sürdürülebilirliğe nereden başlamalıyız?” sorusunu yönelttiler. Cevabım gayet basit ve netti; “Kendimizden”. Aslında iklim krizinden açlık ve yoksulluğa, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden eğitim sistemine kadar birçok kritik ve acilen çözülmesi gereken sorunla karşı karşıya olduğumuzun hepimiz farkındayız. Ama birçok kişi bu sorunların çözümüne ilişkin ne yapacağını, nereden başlayacağını bilmiyor. Özellikle yönetim kademesinde bulunan birçok lider konfor alanından hiç çıkmadan ve alışkanlıklarını değiştirmeden etrafındaki çalışanlardan birtakım değişiklikler yapmasını talep ediyor. Bu, ne yazık ki mümkün değil. Kaldı ki gerçek anlamda dönüşümün sağlanabilmesi için öncelikle şirketlere liderlik edenlerin ilk adımı atmaları ve çalışanlarına birebir örnek teşkil etmeleri gerekiyor.

Bu konuda Türkiye’deki şirketlerin doğru ve yanlış yaptığını düşündüğünüz noktalar neler?

Gözlem ve tecrübelerime dayanarak eğitim ve iş hayatımızda yıllarca tek taraflı yönlendirildiğimizi ve bu yüzden de çoğunlukla süreklilik odaklı bir düşünce tarzına kaymış olduğumuzu fark ettim. İçinde yaşadığımız ve her şeyi parasal karşılığını bularak metalaştıran mevcut sistem, sürekli sermaye birikimini ve tüketimini körükleyen yapısıyla tüm dünyayı çoktan büyük bir bunalımın eşiğine getirmiş durumda. Bu bunalımdan çıkabilecek miyiz gerçekten bilmiyorum. Ancak en azından şirketlerin yatırımlarını süreklilik yerine acilen sürdürülebilirlik tarafına kaydırarak mikro ölçekte bir dönüşümü tetikleyebileceğini ve COVID-19 salgınının bir fırsat olarak değerlendirilip, çıkarılacak derslerle bu dönüşümün dalga dalga yayılacağını umut ediyorum. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bu şekilde bir yaklaşımın hâkim olduğunu gözlemliyorum. Süreklilik kötü demek doğru olmayabilir ancak sürdürülebilirlik bakış açısı hepimiz için hem daha faydalı hem de daha gerekli.

Aile şirketlerinde sürdürülebilirlik ile ilgili hayata geçirdiğiniz ya da uygulandığını gördüğünüz örnek çalışmalar/projeler var mı?

İstanbul, İzmir, Ankara, Denizli, Gaziantep ve Bursa ofislerimizde yaklaşık 400 kişilik ekibimiz var. Ve yakın zamanda yüzde 51 kadın çalışan sayısına ulaştık. Sadece sayısal değerler değil; CFO’muz; Transfer Fiyatlandırması Hizmetleri, KDV İadesi, Finansal Özel Denetim, İç Denetim, Teşvik, Kurumsal Finansman, Kurum İçi Girişimcilik departmanlarımızı yönetenler hep kadınlar ve ileride bu oranın daha da artacağını düşünüyoruz. Bu bizim için çok önemli. 2016’dan beri ayda en az iki kere toplanan ve tüm departmanların temsil edildiği bir kurumsal sürdürülebilirlik komitemiz var. Ben sürdürülebilirlik çalışmalarına Paris’teki COP21’den sonra başlama kararı aldım. Bir yerlerden bir şey beklemek yerine “CEO olarak mutlaka sorumluluk alıp bir şeyler yapmam lazım” dedim. 1 Nisan 2016’da Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne imza atmaya karar verdik. İmzanın ardından bir yıl içinde GRİ standartlarına uyumlu bir sürdürülebilirlik raporu yayınlamak zorundasınız. Biz de bu raporu yayınlamamızın hem şirket içinde hem de paydaşlar arasında farkındalık yaratacağına inandık, öyle de oldu. Bugüne kadar toplamda üç sürdürülebilirlik raporu ve iki entegre rapor yayınladık. Ülkemizde sektörümüzün ve dünyada tüm Mazars camiasının ilk entegre raporunu çıkarmış olmamız bizim için gurur verici bir durum. Entegre raporlamayla finansal olan ve olmayan verilerimizi bir araya getirip aralarındaki ilişkiyi kurabiliyoruz. Örneğin karbon emisyonunu azaltıyoruz ve böylece belki de verimliliğimizi arttırıyoruz. Ya da “Kadın yöneticilerin sayısı artıyor ve bununla birlikte şirketin finansal pozisyonu daha iyi bir yere geliyor” gibi birtakım ilişkilerin irdelendiği bir rapor. Bu yıl üçüncü entegre raporumuzu hazırlıyoruz. Amacımız merkeze değerlerimizi koyarak tüm paydaşlarımıza kaliteli hizmetler sunabilmek. Salgın yönetimimizde önceliğimiz insan ve insan sağlığıydı. Bu açıdan en hızlı şekilde olumlu katkıda bulunabileceğimiz en öncelikli grup tabii ki kendi çalışanlarımız ve onların aileleri oldu. Hep birlikte bu dönemi sağlıkla geride bıraktığımız için seviniyoruz

Bu yazıyı paylaş

Yorum yok

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Instagram

No images found!
Try some other hashtag or username